Elektrikli araçlarda koku, duman, tıslama ve fokurdama seslerine dikkat!

Default post image
Özet bulunamadı.

Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, son günlerde gündeme gelen elektrikli araç yangınlarını değerlendirerek, lityum iyon bataryalarda yangına yol açabilen süreçlerden şarj güvenliğine, kaza sonrası alınması gereken önlemlerden sürücülerin dikkat etmesi gereken belirtilere kadar önemli uyarılarda bulundu.

“Elektrikli otomobiller artık geleceğin değil, bugünün teknolojisi”

Dünyada satılan her dört yeni otomobilden birinin elektrikli olduğunu belirten Özgür Şener, “Elektrikli otomobiller artık geleceğin teknolojisi değil, bugünün ulaşım sisteminin bir parçası. Bu hızlı dönüşüm beraberinde yeni teknolojileri, yeni kullanım alışkanlıklarını ve yeni tehlikeleri de gündemimize taşıyor. Bunlardan biri, lityum iyon bataryaların yangın potansiyeli.” ifadelerini kullandı.

Lityum iyon bataryalarda yangın nasıl başlıyor?

Elektrikli otomobillerin büyük bölümünde kullanılan lityum iyon bataryaların yüksek miktarda enerjiyi küçük bir hacimde depolayabildiğini kaydeden Özgür Şener, bu özelliğin tek başına bir yangın nedeni olmadığının altını çizdi.

Bataryanın normal çalışma koşullarının dışına çıkması durumunda tehlikeli süreçlerin başlayabileceğini ifade eden Özgür Şener, “Lityum iyon bataryalarda önemli bir güvenlik konusu olan ‘thermal runaway’, yani termal kaçak olayı, hücrenin kontrol edilemeyen bir kendi kendine ısınma durumuna girmesi olarak tanımlanıyor. Bu süreç çok yüksek sıcaklıklara, gaz çıkışına, partikül fırlamasına, dumana ve yangına neden olabiliyor. Termal kaçağın temelinde, hücre içerisinde oluşan bir arızanın veya hücreyi normal çalışma sınırlarının dışına çıkaran bir koşulun bulunması söz konusu olabilir.” diye konuştu.

Hücre içi kısa devre, aşırı şarj, dış kısa devre ile yüksek veya düşük sıcaklıkların termal kaçağı tetikleyebileceğini belirten Şener, “Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Termal kaçak, yangının kendisi değildir. Ancak kontrol edilemeyen ısınma, yangın ve başka tehlikeli sonuçlara dönüşebilen kritik bir olaydır.” dedi.

 

Kaza, kısa devre ve üretim kusurları riski artırabiliyor

Elektrikli araçlarda yangın potansiyelini artıran tek bir nedenden söz etmenin doğru olmadığını vurgulayan Özgür Şener, özellikle mekanik hasarların önemine dikkat çekti.

“Kaza ve mekanik darbe önemli sebeplerdendir.” diyen Şener, “Özellikle batarya paketinin ezilmesi, delinmesi veya hücrelerin fiziksel olarak zarar görmesi, iç kısa devre gibi arızalara zemin hazırlayabilir. Elektriksel arızalar da önemlidir. İç veya dış kısa devre, aşırı akım ve kontrol sistemlerindeki sorunlar batarya hücresini normal çalışma koşullarının dışına çıkarabilir.” ifadelerini kullandı.

Üretim ve tasarım kusurlarının da dikkate alınması gerektiğini belirten Şener, bazı kusurların kullanım sırasında ortaya çıkana kadar “gizli” kalabileceğine işaret etti.

“Batarya yaşlandı, yangın riski mutlaka arttı demek doğru değil”

Bataryaların yaşlanması konusunda yanlış genellemeler yapılabildiğini belirten Şener, “Batarya yaşlandıkça mutlaka yangın çıkarma olasılığı artar şeklinde genel bir sonuç doğru değildir. Bataryanın kullanım ömrünü etkileyen çok sayıda faktör vardır. Yaşlanma, tek başına bir yangın nedeni olarak değil, bataryanın performansı ve elektriksel özelliklerinde meydana gelebilecek değişimler açısından değerlendirilmelidir.” açıklamasında bulundu.

“Aşırı sıcak ve düşük sıcaklık da bataryanın çalışma koşullarını etkileyebiliyor” diyen Şener, modern elektrikli araçlarda batarya yönetim ve termal yönetim sistemlerinin bu koşulları kontrol etmek amacıyla kullanıldığını kaydetti.

“Hızlı şarj tek başına yangının nedeni değildir”

Elektrikli araç kullanıcılarının en çok merak ettiği konulardan birinin hızlı şarj olduğuna dikkat çeken Şener, “Hızlı şarj tek başına yangının nedeni değildir. Modern elektrikli araçlarda şarj süreci batarya yönetim sistemi ve termal yönetim sistemi tarafından kontrol edilir. Asıl önemli olan, şarjın aracın tasarımı ve üreticinin belirlediği çalışma sınırları içerisinde gerçekleştirilmesidir.” dedi.

Aşırı şarjın termal kaçağı tetikleyebilecek koşullardan biri olduğunu ifade eden Şener, “Şarj cihazı ile hücre veya batarya arasındaki uyumsuzluk ya da yetersiz tasarlanmış bir batarya yönetim sistemi bu tür koşullara katkıda bulunabilir. Dolayısıyla yangın potansiyelinin kaynağını ‘hızlı şarj’ olarak tek başına tanımlamak yerine uygunsuz ekipman, arızalı sistem, hasarlı batarya veya kontrol dışı çalışma koşulları üzerinden değerlendirmek daha doğrudur.” şeklinde konuştu.

Evde şarj “sıradan bir cihazı prize takmak” gibi görülmemeli

Şarj güvenliğinde üreticinin belirlediği ve uygun standartlara göre kurulmuş ekipmanın kullanılmasının temel yaklaşım olması gerektiğini vurgulayan Şener, kullanıcıların hasarlı, ezilmiş veya aşınmış şarj kablosu ve konnektörleri kesinlikle kullanmaması gerektiğini söyledi.

Ciddi bir kazada araç veya batarya hasar gördüyse uzman değerlendirmesi yapılmadan aracın yeniden şarj edilmemesi gerektiğine dikkat çeken Şener, üreticinin onaylamadığı veya güvenlik özellikleri belirsiz ekipmanların da kullanılmaması gerektiğini ifade etti.

Evdeki şarj altyapısının aracın ve şarj cihazının gerektirdiği elektriksel kapasiteye uygun olması gerektiğini belirten Şener, “Şarj sırasında olağandışı koku, aşırı ısınma, duman, kıvılcım veya hata uyarısı görülürse şarj işlemi güvenli şekilde sonlandırılmalı ve profesyonel yardım alınmalıdır.” uyarısında bulundu.

Şener, “Evde şarjı ‘sıradan bir elektrikli cihazı prize takmak’ şeklinde değerlendirmek yerine, yüksek güç çeken bir elektrikli araç sisteminin güvenli şekilde beslenmesi olarak görmek gerekir.” dedi.

Yangın kazadan hemen sonra çıkmayabilir

Elektrikli araç kullanıcılarının özellikle bilmesi gereken konulardan birinin kaza sonrası gecikmiş yangın ihtimali olduğuna işaret eden Şener, “Bir kaza sonrasında elektrikli araç hemen yanmayabilir. Hatta araç çalışmaya devam edebilir. Ancak bu durum yüksek voltajlı bataryanın hasarsız olduğu anlamına gelmez.” diye konuştu. 

Fiziksel olarak hasar görmüş araç veya yüksek voltajlı bataryanın hemen ya da gecikmeli olarak toksik veya yanıcı gaz ve yangın oluşturabileceğini ifade eden Şener, hasarlı batarya hücrelerinde sıcaklık ve basıncın kontrolsüz şekilde yükselmesinin termal kaçağa, yangına ve yeniden tutuşmaya yol açabileceğini söyledi.

Şener, bataryada kalan elektrik enerjisi nedeniyle elektrik çarpması ve yeniden yangın tehlikesinin de devam edebileceğine dikkat çekerek, “Bu nedenle ciddi bir kazadan sonra ‘Araç çalışıyor, demek ki batarya güvenli’ yaklaşımı doğru değildir.” uyarısında bulundu.

Hasarlı elektrikli araçlar için yaklaşık 15 metre uyarısı

Özgür Şener, ciddi şekilde hasarlı lityum iyon bataryalı araçların bina, başka araç veya yanıcı maddelerden en az 15 metre uzakta muhafaza edilmesini önerildiğini belirtti.

Bu mesafenin yanlış yorumlanmaması gerektiğini vurgulayan Şener, “Bu mesafe, aktif yangın sırasında herkes için geçerli evrensel bir ‘güvenli mesafe’ olarak değil, hasarlı aracın olay sonrasında güvenli şekilde muhafaza edilmesine yönelik bir öneri olarak değerlendirilmelidir.” dedi.

Koku, duman, tıslama ve fokurdama seslerine dikkat!

Sürücülerin termal kaçağı önceden kesin biçimde teşhis etmesinin mümkün olmayabileceğini söyleyen Şener, “Olağandışı ısınma, yanık veya kimyasal koku, duman veya buhar, batarya sistemi uyarıları, şarj sırasında olağandışı davranış, kıvılcım ve batarya bölgesinden gelen tıslama, fokurdama veya benzeri sesler” görüldüğünde dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

“Elektrikli araç yangını söndürülemez demek doğru değil”

Elektrikli araç yangınlarının benzinli veya dizel araç yangınlarıyla tamamen aynı değerlendirilmemesi gerektiğini dile getiren Şener, “Bu durum yangın sırasında farklı tehlikeler oluşturabilir: yüksek voltaj nedeniyle elektrik çarpması, termal kaçak, hücrelerin yeniden tutuşması ve batarya içerisindeki enerjinin uzun süre devam edebilmesi bunlardan bazılarıdır.” ifadesinde bulundu.

“Elektrikli araç yangını söndürülemez” şeklindeki yaklaşımın da doğru olmadığını kaydeden Şener, “Daha doğru ifade şudur: Batarya yangınında yalnızca görünen alevi söndürmek yeterli olmayabilir. Bataryanın içerisindeki hücrelerin yeniden ısınmasını önlemek ve bataryayı soğutmak gerekebilir.” diye konuştu.

Yüksek voltajlı lityum iyon batarya yangınlarında büyük ve sürekli miktarda suyla soğutma gerekebileceğini belirten Şener, yangın söndürülmüş görünse bile gecikmiş tutuşma veya yeniden tutuşma ihtimalinin devam edebileceğine dikkat çekti.

“Sürücünün görevi yangını söndürmek değil, can güvenliğini sağlamak”

Küçük ve taşınabilir klasik yangın söndürücülerin bataryanın kendisinin dahil olduğu büyük bir yangını kontrol etmek için her durumda yeterli olmayabileceğini vurgulayan Şener, “Buradaki kritik nokta şudur: Sürücü için yangın söndürme stratejisi değil, kaçış ve can güvenliği stratejisi önemlidir. Profesyonel söndürme ise eğitimli itfaiye ekiplerinin işidir.” dedi.

Batarya yangınlarında yalnızca alev değil, toksik gaz riski de var

Batarya yangınlarında duman ve gazların da ciddi tehlike oluşturduğunu belirten Şener, termal kaçak ve yangın sırasında açığa çıkan gazlar ile yanma ürünlerinin toksik ve/veya yanıcı olabileceğini ifade etti.

Araçta bulunanların ve çevredeki kişilerin dumanı solumaması, araca gereksiz şekilde yaklaşmaması, yüksek voltaj kablolarına veya batarya paketine dokunmaması gerektiğini vurgulayan Şener, yangına kişisel olarak müdahale edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Şener ayrıca, acil müdahale ekiplerine aracın elektrikli veya hibrit olduğunun mutlaka bildirilmesi gerektiğini söyledi.

“Amaç elektrikli araçları tehlikeli ilan etmek değil”

Elektrikli araç teknolojilerindeki dönüşümün yeni bir risk yönetimi anlayışını da beraberinde getirdiğini ifade eden Özgür Şener, “Burada amacımız elektrikli araçları ‘tehlikeli’ ilan etmek de olmamalı, teknolojinin oluşturduğu tehlikeleri görmezden gelmek de. Önemli olan; tehlikeyi tanımak, yangın potansiyelini artırabilecek koşulları bilmek, kaza sonrasında gecikmiş olay ihtimalini dikkate almak, şarj güvenliğini sağlamak ve doğru müdahale davranışını geliştirmektir.” dedi.

İş sağlığı ve güvenliğinin temel yaklaşımının yol ve trafik güvenliğinde de geçerli olduğunu kaydeden Şener, sözlerini şöyle tamamladı:

“Tehlikeyi meydana geldikten sonra kontrol etmek yerine, önceden tanımlamak ve riski gerçekleşmeden yönetmek. Elektrikli araçlarda güvenli gelecek yalnızca daha büyük bataryalar ve daha hızlı şarj sistemleriyle değil; güvenli tasarım, doğru şarj altyapısı, bilinçli kullanıcı, eğitimli müdahale ekipleri ve güçlü bir güvenlik kültürüyle mümkün olacaktır.” 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Yazılar