Kanser tedavisi ağız sağlığını da etkiliyor!
Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, Çocukluk Çağı Kanserleri Farkındalık Ayı (Altın Eylül) kapsamında, kemoterapi ve radyoterapinin çocukların ağız ve diş sağlığı üzerindeki etkileri ile tedavi öncesi ve sırasında koruyucu ağız bakımının önemi hakkında açıklamalarda bulundu.
Kemoterapi ve radyoterapiler ağız ve diş sağlığını etkiliyor!
Çocukluk çağı kanserlerinde kemoterapi ve özellikle baş-boyun bölgesine uygulanan radyoterapinin, ağız ve dişleri doğrudan etkileyebildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “En sık karşılaşılan sorunlardan biri ağız mukozasında kızarıklık, hassasiyet ve yaraların oluşmasıdır. Bu durum ‘oral mukozit’ olarak adlandırılır ve ciddi ağrıya, yemek yemekte ve hatta bazen konuşmakta güçlüğe neden olabilir.” dedi.
Bunun yanında ağız kuruluğu, tat değişiklikleri, diş hassasiyeti, diş çürüklerinde artış, diş eti sorunları ve mantar veya viral enfeksiyonlar görülebileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Baş-boyun bölgesine radyoterapi uygulanan çocuklarda ayrıca tükürük bezleri etkilenebileceği için kalıcı ağız kuruluğu gelişebilir ve çene hareketlerini kısıtlayan trismus ortaya çıkabilir. Uzun dönemde, özellikle tedavi küçük yaşlarda uygulanmışsa, dişlerin gelişimi de etkilenebilir. Dişlerde şekil ve boyut bozuklukları, mine gelişim problemleri, bazı dişlerin hiç gelişmemesi ve çene-yüz gelişiminde değişiklikler görülebilir.” şeklinde konuştu.
İyileşmeyen veya 14 günden uzun süren ağız lezyonları ciddiye alınmalı!
Ağız yaralarının kızarıklık, hassasiyet ve yanma şeklinde başlayabileceğini, daha sonra ağrılı ülserlere dönüşebileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Çocuk yemek yemekten, içmekten veya dişlerini fırçalamaktan kaçınabilir. Özellikle küçük çocuklarda ağrı sözel olarak ifade edilmeyebileceği için iştahsızlık, ağlayarak yemek yeme veya ağız bakımına direnç gösterme önemli ipuçlarıdır.” dedi.
Ailenin özellikle dikkat etmesi gereken durumlara değinen Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Çocuk sıvı veya besin alamıyorsa, ağız yaraları hızla artıyorsa, belirgin kanama varsa veya ağızda enfeksiyon düşündüren değişiklikler ortaya çıkıyorsa gecikmeden hekimiyle iletişime geçmesi önemli. Ayrıca tedavi sırasında bağışıklık sistemi baskılandığı için enfeksiyonların belirtileri her zaman belirgin olmayabilir. İyileşmeyen veya 14 günden uzun süren ağız lezyonları da mutlaka değerlendirilmeli.” uyarısında bulundu.
Diş eti sorunları, tedavi ve ağız bakımıyla birlikte değerlendirilmeli!
Diş eti çekilmesinin, kanser tedavisinin en tipik ve doğrudan sonuçlarından biri olarak kabul edilmediğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şen, şunları söyledi:
“Ancak tedavi döneminde ağız sağlığının bozulması, ağız kuruluğu, beslenme değişiklikleri ve ağız bakımının aksaması diş eti dokularını olumsuz etkileyebilir. Ağız içinde ağrı ve mukozit nedeniyle çocuk dişlerini yeterince fırçalayamayabilir. Bu durum ağızda bakteri birikimini artırabilir. Öte yandan yanlış veya travmatik fırçalama da diş eti dokularına zarar verebilir. Dolayısıyla diş eti değişikliklerini yalnızca ‘kanser tedavisinin yan etkisi’ olarak değerlendirmek doğru değildir; tedavinin kendisi ile ağız bakımındaki değişiklikler birlikte değerlendirilmelidir.”
Kanser tedavisi öncesinde ağızdaki enfeksiyon odakları ortadan kaldırılmalı!
Kemoterapi öncesinde mevcut çürük, diş eti hastalığı veya enfeksiyonların tedavi edilmesinin önemli olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Bunun temel nedeni, kemoterapi sırasında çocuğun bağışıklık sisteminin baskılanmasıdır. Normal şartlarda kontrol altında olan bir diş enfeksiyonu, bağışıklık sistemi zayıfladığında çok daha ciddi hale gelebilir ve tedavinin seyrini olumsuz etkileyebilir.” dedi.
İdeal yaklaşımın, kanser tedavisi başlamadan önce ağızda mevcut veya ileride sorun yaratabilecek enfeksiyon odaklarını ortadan kaldırmak olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Öncelik; diş kaynaklı enfeksiyonlar, ileri diş çürükleri, ciddi periodontal problemler, prognozu kötü dişler ve ağız dokularını sürekli tahriş eden durumların tedavisidir. Buradaki amaç dişleri tedavi ederek kanser tedavisini geciktirmek değil. Tam tersine, onkoloji tedavisini gereksiz yere geciktirmeden, gelecekte ciddi enfeksiyon oluşturabilecek riskleri mümkün olduğunca önceden ortadan kaldırmaktır.” diye konuştu.
Temel yaklaşım, ağız içini mümkün olduğunca temiz ve travmadan uzak tutmak olmalı!
Çocuk onkoloji hastalarında koruyucu ağız ve diş bakımı protokolü nasıl olması gerektiği hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Şen, şunları söyledi:
“Temel yaklaşım, ağız içini mümkün olduğunca temiz ve travmadan uzak tutmaktır. Çocuk, genel durumu izin verdiği sürece yumuşak kıllı bir diş fırçasıyla günde 2–3 kez dişlerini ve dilini temizlemelidir. Kanser tedavisi sırasında ağız hijyeninin sürdürülmesi, ağızdaki mikroorganizma yükünü azaltarak enfeksiyon ve mukozit riskinin yönetilmesine yardımcı olur.
Florürlü diş macunu kullanılmalı; çürük riski ve ağız kuruluğu varsa florür içeren ek koruyucu uygulamalar hekim tarafından planlanmalı. Beslenmede de özellikle şekerli ilaçlar ve yüksek karbonhidrat içeren takviyelerin çürük riskini artırabileceği unutulmamalı. Ağrı veya mukozit dönemlerinde ise çok sıcak, baharatlı, sert, kıtır ve asidik gıdalardan kaçınılmalı. Ayrıca ağız kuruluğu gelişen çocuklarda sık su içmek, şekersiz sakız veya uygun tükürük destekleyici ürünler kullanmak ve alkol içermeyen ağız bakım ürünlerini tercih etmek yararlı olabilir.
Çocuk diş ipini doğru ve travma oluşturmadan kullanabiliyorsa günlük kullanım sürdürülebilir. Ancak kanama veya ağrı oluşuyorsa sorunlu bölge zorlanmamalı. Bağışıklık ve kan hücrelerinin çok düştüğü dönemlerde diş etlerine zarar verebilecek kürdan veya bazı su püskürtmeli cihazların kullanılması önerilmez.”
Diş hekimi kontrolü, kanser tedavisinin dışında kalan ayrı bir konu değil!
Ağız sağlığının kanser tedavisinin ayrılmaz bir parçası olarak görülmesi gerektiğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Kanser tedavisi sadece hastalığı tedavi etmekten ibaret değildir; çocuğun tedaviyi güvenli ve mümkün olduğunca rahat bir şekilde sürdürebilmesi de önemlidir. Ağız, vücudun dışarıyla bağlantılı en önemli bölgelerinden biri. Ağızda bulunan bir enfeksiyon veya tedavi sırasında gelişen ciddi yaralar, çocuğun yemek yemesini, sıvı almasını ve genel durumunu etkileyebilir; hatta bazı durumlarda kanser tedavisinin planını zorlaştırabilir.” dedi.
Bu nedenle diş hekimi kontrolünün, kanser tedavisinin dışında kalan ayrı bir konu olmadığının altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Şen, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tam tersine, kemoterapi veya radyoterapi başlamadan önce ağızda enfeksiyon oluşturabilecek sorunların belirlenmesi, tedavi sırasında ağız hijyeninin korunması ve gelişebilecek yan etkilerin erken yönetilmesi, çocuğun yaşam kalitesini ve tedavi sürecinin güvenliğini destekler.
Kısacası, sağlıklı bir ağız yalnızca sağlıklı dişler anlamına gelmez; kanser tedavisi gören bir çocuk için genel sağlığın da önemli bir parçasıdır.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı